İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Roman yazmak için çalışmalar -1

Sabah içeriye giren güneşin badanalı duvardan yansıyan beyaz ışığına uyandı. Kerpiçten yapılmış kalın duvarlı evin, yazın bu sıcak havasını odaya geçirmeyen serinliğinde gece boyunca rahat rahat uyumuş keyfini çıkarmıştı. Şehrin beton duvarları sıcağı olduğu gibi içeriye veriyordu. Kalktı, yüzünü yıkamak için avlunun başındaki musluğa yöneldi. Kemal Tahir’in köy romanı, “Sağır Dere“nin Mustafası gibi hissetti. Köyden kente göçen aşık gencin dramını anlatan köy-kent arası yaşanan sosyolojik değişimin kahramanı.
 
Avrupa coğrafyasında 18. yüzyılın başlarıdan itibaren hızlanarak artan sanayileşmenin, kentleşmenin sonucu olarak yaşanan birbirinden farklı dramların anlatıldığı batılı romanlar… Bizde 20. yüzyılın başlarında yazılmaya başlandı. Köy romancılığının en popüler ismi kuşkusuz bizde Yaşar Kemal olmalı.
 
-Eminenin yanına gidiyorum. Ocağa çayı koydum. Birazdan çocuklar uyanır. Sen yumurtaları takip et iyice pişer onlar. Az kaldı…
 
-Tamam. Havlu nerede. Her zaman diyorum; “Şu havluyu kenardaki çalıya as!” elim yüzüm ıslak kalıyor.
 
-Bir askı çakmadın şuraya. Tutturmuşsun çalıya as!
 
Üç ay oldu; “Köye dönüş programını” deneyimleyerek göçün teşvik edilmesini sağlayacak belgesel çalışmalarına başlayalı. Gürkan projesine o kadar güveniyor ki şehirden bunalmış pek çok insanın köylere döneceğine inanıyor.  Ne de olsa artık “üretim, tüketim, insan istihdamı” gibi sanayi toplumunun şekillendirdiği dünyadan çok farklı bir yere geldik.
 
Romanımızın kahramın Gürkan; Hafif şişman, omuzları gereğinden geniş olduğu için kafası gövdesine göre ufak kalan, kolları, bacakları uzun biri.  Sol elini kullanır. Okuma yazmayı onbir yaşlarında öğrenmiş disleksi… Deha olup olmadığı tartışma konusu olsa da fotografik bir zekaya sahip olduğu için günde bir iki kitabı tarayarak bitirir. Ama bitirdiği kitabın içeriğini tam olarak kavramısı bir günü alıyor. Sabah kahvaltısını yapmadığı zamanlarda aksi geçimsiz biri. Çok fazla hayal kurduğu için kimi zaman kendi gerçekliğini; var olup olmadığını anlamak için zamansız çıkışlar yapan biri. Kültürel dindar olmaya çalışıyor ama hep bir gerçeklik sorunu olduğundan dinin bu gerçekliği iyice kapatacağından korktuğu için mesafeli. Arası bazen iyi bazen kötü…
 
Alo! Yusuf sana gönderdiğim fotoğrafları bakanlığın sitesinde yayınladın mı? Burada internet sorunu yaşıyoruz bu aralar. İnsanlara köyde yaşayın. Kentten uzaklaşın. Tekno çağdayız sanayi toplumu bitti diyoruz ama köylere interneti sorunsuz ulaştıramıyoruz. Alo! Geldi mi e-mail.
 
-Evet… Maaşın yattı Gürkan.
 
-İyi…
 
-Valla ne güzel iş. Hem maaş hem bedava yaşam. Bari köyün bir üretim üssü olabileceğini, biyocomputerin köylerde üretiminin daha kolay olacağını bir ispat etseniz de ben de şu bankaya yatan paraları çekmeden rahat rahat yaşasam.
 
-Altı ay kaldı. Çalışmalar iyi gidiyor.
 
Ocakta kaynamaktan biten su, yumurtaların çatırdı seslerine bırakmıştı. Gürkan telefonu kapatıp kabukları çatlamış yumurtaları yanmaktan son anda kurtardı. Meral, yumurtaların yanması durumunda fırçayı basardı.  
Meral, eşine karşı çok müşfik ama kuralları çok katı biriydi. Memur anne bananın en büyük kızı olduğundan sonradan gelen kardeşlerine nazaran tam bir memur çocuğuydu. Kurallar! Hayatı kurallar ve yönetmelikler biçimindeydi. Zayıftı. İnce kolları, küçük elleri, dar düşük omuzu…  Kilo alma sorunu vardı. Gençliğinde buna üzülse de yaşlanınca gayet memnun kaldı.  Yemek yapmayı seviyordu. Her ne kadar köyde yemek yapmak kolay olmasa da. Konuşurken heyecanlı olur ve hızlı cümleler kurardı. Gömlek ve etek giymeyi çok severdi. Sırf bu nedenle memur olmuştu. Sağ elini kullanır. Bulaşık yıkamayı severdi.  Kendisini dinlendirdiğini düşünürdü. Cimriydi..
 
Gürkan’ın Proje hakında düşünceleri…
Köyün kentten daha iyi üretim alanı olacağına dair geliştirdiği projesinde bu aralar hep köylerde artacak nüfusun oluşturacağı sorunları düşündürüyordu. Nüfusun artması, konut, su, elektrik, lağım gibi kentleşmenin sorunlarını da buraya taşıyacaktı. Kentler yeniden mi kurulacaktı. Bunu engellemek için İç İşleri Bakanlığı ve Tarım Bakanlığıyla yaptığı protokole göre “Köye taşınanlar, köyde yaşama şartlarını kabul ederek gelecek ve kentin oluşmasına neden olan taleplerde bulunmayacaklardı.” Köy, köy olarak kalacaktı. Bir yandan da akıllı köylerin oluşması gibi bir problemi de düşünüyordu. Bu yüksek teknoloji ister istemez insanlarda yüksek konfor beklentisini artırıyordu. Bütün bunları köye yerleştiği on iki mühendis aileyle test edeceklerdi.
 
Köyler yeni kentlere dönmemeliydi ama…

Bir yorum

  1. Turan Turan 25 Temmuz 2019

    devamını bekliyoruz! çok yeni çok farklı edebiyat çalışması

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir