İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Kitap Tahlili Nasıl Yapılır?

Türkiye’de kitap tahlili üzerine son zamanlarda ciddi çalışmalar yürütülüyor. Bu çalışmaların yoğunluklu olarak kendini gösterdiği zeminler ‘okuma grupları’ oluyor. Bahsettiğimiz grupların, periyodik olarak grup üyeleriyle bir araya gelip tahlil ettiği ve kritiğe tabi tuttuğu kitaplar oluyor. Senelik olarak belirlenen kitap listeleri, her ay farklı bir kitabın analizi ile devam ediyor.

Bir kitabı bireysel olarak tahlil etmek, farklı motivasyonlar aracılığıyla yapılacağından sonuçları da birçok yönden eksik kalabiliyor. Bu çalışma sayesinde kitap(lar), birçok farklı kişi ve bakış açısı tarafından okunup tartışılıyor. Böylece okunan kitaplardaki bilgiler daha kalıcı olurken, birçok farklı perspektiften yorumlama imkânı da doğmuş oluyor. Elbette bir kitabı sadece bir aylık süre zarfında okuyup, hakkını verecek şekilde kritiğini yapmak yeterli bir çaba değil. Çünkü her kitap değerlendirme listelerine giremiyor ve bu da belli bir kalite düzeyini zorunlu kılıyor. Kalite yükseldikçe kitaba ayrılması gereken zamanın da uzaması gerekiyor, ne var ki bu durum da grup kritiği aracılığıyla aşılmaya çalışılıyor. Fakat tatmin edici sonuçlar elde etmek yerli yerince kullanılan metotlarla olur.

Önce Yazarı Tanı

Uygun değerlerde bir kitap tahlili yapabilmek için bilgiyi kalıcı kılan yöntemler kullanmalıyız. Bir kitabı tanımanın başlangıç safhası o kitabın yazarını tanımaktır. Okuyucu, genellikle yazarı ikinci planda tutar ve kitabı önceleyerek yazar hakkında yeterince bilgi edinmeyi önemsemez. Oysa kitabı tanımanın yolu kaçınılmaz olarak yazarından geçer ve kitabın kendini okuruna benimsettiği temel dinamiklerden birincisi de budur.

Yazarın, kritiğini yapmaya çalıştığımız kitabı yazana kadar elde ettiği yaşam tecrübesi, yetişmiş olduğu çevre, etkilendiği diğer yazarlar ve düşünürler, dünya görüşü ve hayata bakış açısı, kitaptan önce ve sonra kaleme aldığı diğer eserleri, kişiliği, ölmüşse kendisinden sonra bıraktığı etki, yaşıyorsa kendi dönemi içerisindeki mücadelesi, farklı çevrelerin yazar hakkındaki değerlendirmeleri vs. gibi saikler bir araya geldiğinde elimizdeki kitabın hikâyesi de zihnimizde yer edinmeye başlar.

Her kitabın kendine has bir hikâyesi vardır ve kitaplar tesadüfleri sevmez. Bu tesadüfleri ortadan kaldıran da kitabın yazarının benzersiz kalemi ve onun sıra dışı dünyasıdır. Yazar derdi olan, sözü olan, itirazı olan kişidir. Bir yazarın hayatı, bu sayılanların bir araya gelmesiyle kitaba dönüşür. Hangi kulvarda olursa olsun, türü ne olursa olsun kitaba tecrübesini aktarmış her yazar, zihinlerde sadece kitabı okunan bir isim olarak anılmaktan her zaman daha fazlasıdır.

Sonra Kitabı Oku

Her kitap, dışarıdan bakıldığında belli standartlara bağlı olarak imal edilmiş gibi görünür. Kitabın boyutları, kapak tasarımı, mizanpaj, sayfa sayısı, içerik ile kapağın uyumu, yazı karakteri ve puntosu, bir indekse sahip olup olmaması, baskı sayısı ve adedi, yayınevi gibi teknik detaylar okuyucu kitlesinin çok da umursamadığı ayrıntılar. Bazı bibliyomanların bu konudaki takıntıları dışında, üzerinde durulacak önemli bir mesele değil diye düşünebiliriz. Ancak bu önemsiz görünen teferruatlar birçok kaliteli yazarın fark edilmesini engelleyen çeldiriciler de olabilmektedir.

Bu detayların dışında, önceliğimizi kitaba verip başta da belirttiğimiz gibi yazarı ikinci plana atarak okumaya girişirsek, birincil muhatabımız kitap olduğundan yazarı da kendi eseri üzerinden tanıma yolunu tercih etmiş oluruz. Eseri beğenmemiz bizi yazarın diğer kitaplarını okuma konusunda güdülerken, her zaman yaptığımız gibi kitaptan yazara ulaşma tercihimizi de değiştirmemiş oluruz. Okurun ilgisi, özellikle kitap türleri arasındaki geçişkenliği büyük oranda etkilerken, bu etki grup okumaları ve tahlilleri için de bir handikap olarak karşımıza çıkar. Hatta okuyucunun okuma alışkanlığı ve şeklinin bile kitabı okurken farklı zihinsel süreçler doğurması muhtemeldir.

Elimizdeki kitabın türü uygulayacağımız analiz yönteminin de birçok kuralını değiştirecektir. Bir toplumun zihinsel/ruhsal/davranışsal dönüşümünü, en iyi o toplumun edebi eserlerine bakarak tespit etmeye çalışırız. Nitekim toplumun zihinsel arka planından bilinçaltına kadar her şeyini bu eserlerde görmemiz mümkündür. Bu nedenle her kitap aynı zamanda kendine has kurallar ve yöntemler de gerektirir. Her kitap steril ve bağımsız bir ilgi istese de, insanlık tarihinin ve tecrübesinin bir ürünü olduğundan, belki de tespit edilmesi çok zor olan birçok farklı alana değmesi kaçınılmazdır.

Bir kitabın içindekiler kısmına göz attığımızda, başlıkların çekiciliği ile bu başlıkların açılımı arasındaki paralellik, kitabı değerlendirmeye tâbi tutan okur için motive edici bir etken olarak kendini gösterir. Kitap; giriş kısmında ele alınacak konuların bir özetinin kitabın sistematik düzenine göre sunulması, kitabın konusu ve bu konunun çözümlenişi esnasında kullanılan yöntem, sorunlar tespit edilirken sunulan kanıtların somut veriler aracılığıyla desteklenmesi, tartışılan problem(ler)in çözümüne yönelik sunulan alternatifler, fikirler ifade edilirken kullanılan dil, büyük resmi gösterebilme kabiliyeti ve bu resimde doldurduğu boşluk, çalışmanın hangi ihtiyaçlar neticesinde vücuda geldiği, okuyucusunun nezdinde yaşamın tanzimi için sunduğu destek ve atlattığı seviye, öncesi ve sonrasına göre bıraktığı etki gibi birçok farklı analize cevap verebilmelidir.

Elbette kitap tahlili konusunda birçok farklı usul uygulanabilir. Özetle ve işin ciddiyetine binaen bu yazının okuyucuya destek olması ve ufuk açıcı bir rehber olması en büyük ümidimizdir.

Uğur Cumaoğlu – 16.07.2019

Kaynak Site: Kitap Haber

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir