Kediler, yazarlar ve kitaplara dair

Kedilerin edebiyata katkısı çok büyük. Sayısız yazarın kedisi vardı, sayısız yazar kendi kedisinden esinlenerek kitap yazdı. Bazıları da sadece eserlerine kedileri konuk etti. Doğrusu hemen hepsi keyifli. Bu isimlerin içinde Poe, Hemingway, Eliot da var Bilge Karasu, Enis Batur, Gündüz Vassaf da… 

Kedilerin kıvrılıp, üzerinde uyumaya başladığı hayatlardan bazıları da edebiyatçıların. Onların insan üzerindeki etkisi yüzlerce yıldır edebiyatta kendini hissettiriyor. Kendi kişilikleri, tercihleri, seçimleri, dünyaları olan bu ilginç yaratıklar, edebiyat dünyasının ünlü kalemlerine de kendilerini hayli sevdirmiş. Kedi edebiyatının yolculuğu Kani’nin Hirrenâmesi’nden başlamadıği gibi Nurullah Ataç’ın meşhur denemesinde söyledikleriyle tamamlanmıyor: “Kimsenin zevkine karışılmaz, kedileri ille herkes sevsin demeyeceğim, ama ben, kedi sevmeyenlerle anlaşamam”

Tabi dünya edebiyatının kedilere ayırdığı yeri de anmak gerek. Peki Anton Çehov’un Üç Kedi Yavrusu’ndaki naif dilini mi anlatalım, yoksa Ernest Hemingway’in ölümünden yıllar sonra, hala evinin çevresinde dolaşan “Hemingway kedileri”ni mi? Çağdaş edebiyatın hemen her alanında da kedilerle ilintili romanlar, öyküler, şiirler bulmak mümkün. Hatta ana karakterlerden birinin kedi olduğu sayısız eser var.

Enis Batur, kedili edebiyattan çok ciddi bir antoloji hazırlamak mümkün olacağını, hatta bunun için binlerce sayfa ayrılması gerektiğini söylüyor. Yine de bunun için nasıl bir eleme yapılırdı, tahmin etmek güç. Zira kedi dahil olduğu her hayata kattığı gibi, edebiyata da bir sıcaklık katmayı başarmış. Meraklıları için ucundan bucağından veya tam merkezinden kedilerin geçtiği tam yirmi dört kitabı inceledik. Bunlardan bazıları güncel edebiyat eserleri, bazıları ise klasikleşmiş durumda.

Evliliğin umudu

diğerlerinin endişesi

Jaguar Kitap’tan çıkan Bir Kedi, Bir Adam, İki Kadın kitabı Japon edebiyatının önemli isimlerinden Juniçiro Tanizaki’ye ait. Roman, Lili ismindeki bir kedinin Fukuko, Şazo ve Şinako arasındaki ilişkiye etkisini anlatıyor. Masum, bir o kadar da zeki bu kedinin varlığı, biten bir evlilik için umut, diğeri için ise endişe kaynağı aslında. Zira Lili’ye sahip olan, onun kalbine giden yolu bulan, kendi ilişkisini düzeltebilir. Tanizaki hikayesini okura yalın bir dille anlatıyor. Bir kedinin, yumuşak bir koltuğa kıvrılıp uyuması gibi…

Tarihteki pati izleri

Gündüz Vassaf, İstanbul’da Kedi kitabında, tarih boyunca kedilerin medeniyette edindiği yeri, neler sağladığını, yaptıklarını inceliyor. Bunu da şiir- roman olarak adlandırdığı bir tarzda yapıyor. Farklı yayınevlerinden baskısı olan kitapta yazarın merkezinde İstanbul ve İstanbullu kediler var. Kitapta metne keyifli görseller de eşlik ediyor.

Gizemli ile sohbet

Eduardo Jauregui’nin yazdığı Kedimle Sohbetler bir roman. Hayatı bir anda olumsuzluklarla dolup taşan Sara isminde genç bir kadının, Habeş kedisi olan Sibila ile tanışmasını konu ediniyor. Sibila zarif, bir o kadar gizemli bir kedidir. Sara’yı sadece bir maceraya sürüklemez, bu macerada ona yardımcı da olur. Kedimle Sohbetler, basit, yalın, hızlı bir roman. Kediyle insan arasındaki binlerce yıllık dostluğun da anlatıcısı.

Sanatçı ailenin

Pamuk’la imtihanı

Mavisel Yener’in yazdığı Kedi Sevenler Buraya Toplansın, Pamuk’un hikayesini anlatıyor. Bir kedisi olmasını çok isteyen Pamuk’un bu isteğine sanatçılarla dolu ailesi karşılık vermez. Ancak olaylar sadece görünürde böyledir. Hep Kitap’ın Çocuklar için Sanata İlk Adım dizisinde yer alan kitap, okurunun sanatla karşılaşmasını, sanatla düşünmesini amaçlıyor.

Her yerde izi var

Nobel Ödülü için her sene bahislerde adı geçen, belki de Nobel alamamakla anılacak Haruki Murakami’nin kitaplarında da sık sık kedilere rastlıyoruz. Yazar bir röportajında, erken yaşlardan itibaren etrafında hep kediler olduğunu, onlara da çok düşkün olduğunu söylüyor. Yazarın 1Q84, Sahilde Kafka, Sputnik Sevgilim gibi hemen her kitabında kediler önemli bir yer alıyor.

Piti, Pati, Pus

Piti, Pati, Pus Sara Şahinkanat’ın Üç Kedi Bir Dilek kitabının karakterleri. Çağdaş çocuk edebiyatının önemli isimlerinden olan Şahinkanat’ın sevimli karakterlerinin her biri ayrı bir alem. Pus en bilmişleri, Piti ve Pati biraz daha ürkek, ama bir o kadar da maceracı. Üçü kimi zaman bir kayan yıldızın peşinde, kimi zaman da ağzından salyalar akan koca bir canavarın. Şurası doğru ki onlar, güncel çocuk edebiyatının en sevimli kedi karakterleri.

Afrika’dan hayvanlar

Doris Lessing, Kedilere Dair’de hayatına giren kedileri anlatıyor. Bunu yaparken bir güzellemeye de girmiyor. Anlatıları bazan bir belgesel gibi gerçeklik içeriyor. Lessing’in çocukluğu Afrika’da geçmiş. Yılanlarla, örümceklerle ve çeşitli haşeratlarla iç içeyken bir yandan da kedilerine bakmış. O günlerde hayvanlarla ilgili biriktirdiği anılar, bugün hayvanları daha iyi anlayabilmesini sağlamış. Lessing, hayatındaki tüm kedileri bir araya getirdiği kitabında aslında bu türü anlamaya çalışmakla geçen hayatını da ortaya döküyor.

Enis Batur’un bakışı

Kediler Krallara Bakabilir, Enis Batur’un bir deneme kitabı. Batur, çeşitli konular üzerine kalem oynattığı denemelerini bir araya getirdiği bu kitapta, yazarların kedilerle olan ilişkisine de değiniyor. Alis Harikalar Diyarı’ndan yaptığı alıntı kedi severler hakkındaki güzel bir tespit: “İşte Bakın! Gülümsemeden yoksun kedi çok görmüştüm ama kediden yoksun gülümsemeye hiç rastlamamıştım.”

Şiirdeki üzgünler

Haydar Ergülen, 2007 yılında çıkardığı şiir kitabına Üzgün Kediler Gazeli adını vermişti. Aynı dönemde Radikal’de yazdığı bir yazıda da, bu ismin hikayesini yani kedisi Mısır’ı ve Kiraz’ı anlatıyordu. Aynı isimli şiiri ise şöyle bitiyor: “gözlerin şehirden yeni ayrılmış / gibi dolu, gibi ürkek, gibi konuşkan / hadi git yeni şehirler yık kalbimize bu aşktan.”

Bağımsızlık bahçesine göçmek

Türk Edebiyatı’nın önemli kalemlerinden Bilge Karasu, “Kedi sevmek, kedinin, kendisini seven (kendisinin de sevdiği) kişi karşısındaki umursamaz bağımsızlığını baştan kabul etmektir” diyordu. 1995’de kaybettiğimiz Karasu, uysal bir o kadar da umursamaz olan bu hayvanlara olan sevgisini, Göçmüş Kediler Bahçesi isimli öykü kitabıyla taçlandırdığını söyleyebiliriz.

90’ların efsane

kötüsü Şerafettin

Kötü Kedi Şerafettin, Türk çizgi romanının en ünlü kedisi olarak tanımlayabiliriz. Bülent Üstün’ün gerçek hayatta beslediği ve daha sonra kaybettiği kedisinden esinlenerek oluşturduğu Şero karakteri, Cihangir’de yaşayan, belalı bir kedidir. Üstün, Şero’nun başrolünde olduğu hikayelerini mizah dergilerinde yayınladıktan sonra dört tane albüm de oluşturmuştu. Kötü Kedi Şerafettin’in, ününün zirvesinde olduğu 90’lardan sonra, animasyon filmi de çekilmişti.

İhtiyar Farenin

Kediler Kılavuzu

Dünya edebiyatının ünlü kalemi, T.S. Eliot da kedileri edebiyata taşıyan isimlerden biri. Eliot aslında tam anlamıyla bir kedi aşığı. Onun birçok eserinde kedilere yaptığı göndermeleri görmek mümkün. İhtiyat Farenin Kediler Kılavuzu ise çocuklara ve çocuk ruhlu edebiyat meraklıları için yazdığı şiirsel bir metin. Kitabın ilk baskısı 1939 yılında yapılmıştı ve birçok çalışmaya da esin kaynağı olmuştu. Türkçeye ise geçtiğimiz aylarda kazandırıldı. Metin boyunca çılgın kedilerin, çılgın maceralarını okuyoruz. Başrolde ise Macavity ve Bay Mistofeles var. Tabi onlar dışında onlarca farklı kedi de…

Kedi Mektupları

Oya Baydar’ın 1993’de Yunus Nadi Roman Ödülünü alan Kedi Mektupları kitabında, farklı kedilerin insanlar hakkındaki izlenimleri anlatılıyor. İki tür arasındaki ilişkiyi kedilerin gözünden yorumlamaya çalışan ilginç eserlerden. İnsanları, sadece insani taraflarıyla görüp yorumlayan romanın kedi karakterleri, gerçekçi, bir o kadar da sevimli bir öykü anlatıyor.

Kanatlı yaramazların masalı

Ursula Le Guin’in Kanatlı Kediler Masalı dört kitaplık bir seri. Günışığı Kitaplığı’ndan çıkan kitaplar, dört kanatlı kedi yavrusunun hikayesini anlatıyor. Seri ilerledikçe, kanatlı kedilerin hikayelerini ayrı ayrı görmeye başlıyoruz. Dış görünüşleriyle herkesi şaşırtan uçan kediler, Le Guin’in büyülü anlatımı eşliğinde maceradan maceraya koşup/uçup duruyorlar. Yazar kedilerin hikayesini anlatırken, günümüz dünyasına eleştirmekten de geri durmuyor.

Bildiğimiz Çizmeli

Çizmeli Kedi kuşku yok ki, edebiyat tarihinin de en ünlü kedilerinden. Son ve en bilinen halini edebiyat dünyasına kazandıran ise 17. yüzyılın yazarlarından Charles Perrault. Hikaye aslında Avrupa’da çok bilinen sözlü edebiyat ürünü. Perrault’un dışında Straparola, Basile ve Grimm Kardeşler de bu hikayeyi şekillendirenler arasında. Ancak hikayenin Anadolu’ya, Eski Mısır’a, Hint kültürüne, Moğollara, hatta Afrika’ya dayandığını iddia edenler de var. Kısacası edebiyatın en ünlü kedi karakterinin paylaşılamadığını söyleyebiliriz.

Güzel uyananlar

Yekta Kopan’ın kısa hatta kısacık öykülerinden oluşan Kediler Güzel Uyanır’ı aslında doğrudan kedilerle ilgili bir kitap değil. Ama adını kedilerden alan kitaptaki öykülerin hemen hemen tümü bu naifliği taşıyor. Yani kendi okurunu, kedilerin güzel uyandığına ikna ediyor da diyebiliriz.

Beat Kuşağı’nda

kediye bakış

William S. Burroughs’un İçerdeki Kedi’si, yazarın kedileriyle ilgili tuttuğu bir günlük aslında. Ruski, Smokey, Fletch, Calico Jane adındaki dört kedisini kendisinin en yakın dostları olarak gören, bu ilişkiden doğan hikayeleri kaleme alan yazarın en naif, son eseri bu. Hatta kimilerine göre, diğer tüm eserlerinde gördüğümüz, ‘cehennemden gelen çığlık’ şeklinde tasvir edilen dil ve anlatının tam zıttı İçerdeki Kedi. Burroughs, hakkındaki birçok eleştiriyle birlikte Beat Kuşağı’nın önemli temsilcilerinden biri olarak kabul ediliyor.

Poe’nun karanlık dünyası

Edgar Allan Poe’nun Kara Kedi’si, ilk defa 1843’de yayınlandığında hayli dikkat çekmişti. Kendini hayvansever olarak niteleyen, ama kedilere olan nefreti yüzünden cinayet işleyen bir katili anlatan hikaye 1934’de beyazperdeye de uyarlandı. Kitapta Poe’nun hikayesini, katilin kendisinden, birinci tekil şahıstan dinleriz. Akıl sağlığı yerinde olmayan, alkolik, sorunlu biridir. İki kediyi öldürmüş, olaylar dizisi sırasında kedilere olan nefreti şiddete olan meylini ortaya çıkarmış, nihayetinde bu durum cinayete kadar ulaşmıştır. Hayatına devam edecekken ufak bir ses onu durdurur: Miyav!

Derlenmiş yazılar

Julia Bachstein’in derlemesi olan Kedi Hikayeleri, kediler üzerine yazılanların derlendiği bir kitap. Kitapta Oscar Wilde’in kedilere adadığı Sfenks adlı şiirinin yanı sıra Mark Twain, E.T.A. Hoffman, Christian Andersen gibi isimlerin kedilerle ilgili yazılarını bulmak mümkün. Tabi birçok çağdaş yazarın ‘kedi’ denemelerini de…

Bukowski’den bir ilk

Charles Bukowski de her biri birbirinden farklı kişilikler taşıyan, genelleme yapmanın mümkün olmadığı bu hayvanlar hakkında yazdığı şiir, öykü ve denemeleri Kediler kitabında bir araya getirmişti. Kitaptaki metinlerin çoğu daha önce farklı dergilerde yayınlanmış. Ancak Kediler için ilk defa toparlanmış.

Garip bir hikaye

Kurt Vonnegut’un Kedi Beşiği de kedilerle doğrudan ilgili olmayan kedili kitaplardan. Kitap, kedi beşiği adlı çocuk oyununa gönderme yaparak açılışı yapar ve Jonah’ın ağzından garip bir hikaye dinleriz. Dünyanın Sona Erdiği Gün isimli bir kitap yazmaya çalışan kahramanımız, atom bombasının babasına ulaşmaya çalışırken maceralı olaylar yaşamaya başlar. Vonnegut, çağdaş Amerikan edebiyatının en önemli isimlerinden biri.

Uygarlığı değiştirenler

Sam Stall uygarlığı değiştiren, medeniyeti yönlendiren kedileri bu kitabında bir araya getirmiş. Bu tanımlamalar size ‘abartı’ gibi gelse de, kitaba göz attığınız da Stall’ın bu konuda ne kadar ciddi olduğunu anlayabilirsiniz. Koca bir canlı türünü tek başına yok etmeyi başaran Tibbles’ten, diplomatik bir tartışmayla iki ülkeyi savaşın eşiğine getiren Ahmedabad’a dünyanın en ilginç kedilerin hikayeleri bu kitabın sayfalarında okurunu bekliyor.

Av ile avcı

Günter Grass’ın Kedi ve Faresi, faresi, yani ademelması fazla çıkık olan, bu nedenle alay konusu olan Mahlke’nin hikayesine odaklanıyor. Mahlke, bir şekilde Nazi’lerin kahramanı oluyor ve ulusal bir kahramana dönüşüyor. Tabi bu süreci Grass’ın grotesk olarak tanımlanabilen diliyle dinliyoruz: “Bir kedi çayırı çaprazlamasına geçerken kimse kafasına bir şey fırlatmadı. Kimisi çimenleri kopartıyor ya da çiğniyordu. Kedi, saha yöneticisinin kedisiydi, siyahtı. Hotten Sonntag, sopasını bir yün çorapla ovuyordu. Dişim olduğu yerde sayıp duruyordu. Turnuva iki saattir sürmekteydi. İlk maçı farklı kaybetmiştik ve şimdi rövanşı bekliyorduk. Gençti kedi, ama yavru da değildi. Dişim aynı sözcüğü tekrarlayıp duruyordu. Atletizm pistinde yüz metre koşucuları, başlangıç çizgisinde koşu öncesi antrenmanı yapıyorlar ya da geriniyorlardı. Kedi yolu uzatıyordu. Gökten ağır aksak ve gürültüyle üç motorlu bir uçak geçiyor, ama yine de dişimin gürültüsünü bastıramıyordu. Saha yöneticisinin kara kedisi, çimenlerin arkasından, boynunda küçücük bir önlüğe benzer beyaz bir şey taşıyan birine işaret ediyordu.”

Bir pisinin

hayata bakışı

E.T.A. Hoffmann’ın Kedi Murr’u bir başyapıt olarak kabul görüyor. Oldukça keyifli bir roman ve başroldeki de bizzat kedi. Besteci Johannes Kreisler’in anılarını kaleme aldığı elyazmalarını ele geçiren ‘yaramaz’ kedi Murr’un, Kreisler’den daha parlak fikirleri var. Üstelik Murr edebi hırsları olan bir kedi. Bu uğurda da elyazmalarını müsvedde olarak kullanmaya başlıyor. Ama bu sırada iki biyografi de iç içe geçecek, okuyanın da aklı hayli karışacak. Sıradan bir ev kedisinin hikayesini dinliyoruz Hoffman’dan. Tuhaftır, ama inanılmaz ölçüde keyifli.

Kedi dilinden

insan halleri

Âşık Kedi’de iki yazar Özlem ve İhsan Oktay Anar’ın evine yerleşip oradan insanlar hakkında gözleme başlayan bir kedinin maceralarını okuyoruz. Özlem Anar’ın kaleme aldığı kitapta insanların bazen komik bazen de garip dünyası çokbilmiş kedinin ağzından dinliyoruz. Ayrıca romanlarıyla olduğu kadar gizemli karakteriyle de merak uyandıran İhsan Oktay Anar’ın bilinmeyen yönlerini okurla buluşturuyor.

(Merve Akbaş : Yeni Şafak)

Next Article >

Leave A Response