Feminist hareketin elinden düşürmediği kitaplardan: “Kendine Ait Bir Oda”

Virginia Woolf’un “Kendine Ait Bir Oda”  adlı romanı on yedinci baskısı; İlknur Özdemir çevirisiyle Kırmızı Kedi Yayınevi tarafından yayımlandı.

Tanıtım bülteninden

“Bütün bu yüzyıllar boyunca kadınlar, erkeği olduğundan iki kat büyük gösteren bir ayna görevi gördüler, büyülü bir aynaydı bu ve müthiş bir yansıtma gücü vardı. Böylece bir güç olmasaydı dünya hâlâ bataklık ve balta girmemiş ormanladan ibaret olurdu. Savaşlarda zafer kazanıldığı duyulmazdı…

Çar ve Kayser ne taç giyerler, ne de tahttan inerlerdi. Uygar toplumlarda hangi işe yararlarsa yarasınlar, bütün şiddet ya da kahramanlık eylemlerinde aynalar gereklidir. İşte bu yüzden Napoleon da Mussolini de kadınların erkeklerden aşağı olduğunda bu kadar ısrarcıdırlar, eğer onlar aşağıda olmasalardı kendileri büyüyemezlerdi.” Kendine Ait Bir Oda, Virginia Woolf’un 1928 yılında kapılarını kadınlara yeni yeni açmakta olan Cambridge Üniversitesin’deki kız öğrencilere hitaben yaptığı bir konuşması üzerine şekillenmiştir. İngiltere’de kadınların seçme ve seçilme hakkını elde etmelerinden bir yıl sonra yayımlanan kitap o tarihten günümüze feminizm tartışmalarının Locus Classicus’u ola geldi.

Jane Austen ve Charlotte Bronte’den, kadınların niçin bir Savaş ve Barış yazamadıklarına; Shakespare’in hayali kız kardeşinden bugün de tartışılmaya devam eden kadının yoksulluğu ve namusu başlıklarına, hatta yaratıcılığın doğasına kadar uzanan geniş bir yelpazede kalemini özgürce oynatan Woolf, kadınlara edebiyat alanında bir çıkış yolu gösteriyor. “Bir kadın eğer kurmaca yazacaksa, parası ve kendine ait bir odası olmalıdır, “diyen Virginia Woolf’un sesi, aradan geçen sekseni aşkın yıla rağmen gücünü ve etkinliğini koruyor.

Leave A Response