Yazar ve okuru buluşturan köprü: Çevirmenler

“İki yakayı birleştirirken ne yazara ihanet edecek ne de okuru yanıltacak.”… “İyi çeviriye giden yol okurun tepkisinden geçer…” Türkiye’nin belli başlı yayınevlerinde çalışan tecrübeli çevirmenler iyi çevirinin nasıl olması gerektiğini ve iyi bir çevirinin nasıl yapılabileceğini işte bu sözlerle anlattı

Yazar, yayınevi, çevirmen… Başarılı bir kitabın sacayakları… Çevirmenleri gündeme getirense özellikle iyi çeviri-kötü çeviri tartışması… Tabii ki bu değerlendirmede tek öge onlar değil… Buradan yola çıkarak yönümüzü çevirmenlerin dünyasına çevirdik. İyi çevirinin nasıl olması gerektiğini, çevirmenlerin gündemini kendilerinden dinledik.

LEYLA İSMİER ÖZCENGİZ (REMZİ KİTABEVİ)
OKUR KÖTÜ ÇEVİRİYİ TERK ETSİN

İyi çeviride, orijinal dille çevrilen dili iyi bilmek ilk koşuldur. Genel kültür eksikliği, araştırma tembelliği, özensizlik, acelecilik, hız, katı son teslim tarihleri iyi çevirinin düşmanlarıdır. Kuşku çok önemlidir. Anlamla ya da akışla ilgili en küçük bir es’te tereddüt yaratan sözcüğü deşmek, görüntüdeki basit anlamı kurcalamak gerekir, ki o sözcük/sözcük grubunun bambaşka anlamda bir deyim olması olasıdır. Çevirmen orijinaldeki hatayı da keşfedebilecek tetiklikte olmalı. Yazarın maddi hatasını çevirmenin ikinci bir dile sürükleme hakkı yoktur. “Yazar böyle yazmış” savunması kabul edilemez. Çeviri yapanın ifade yeteneği önemlidir. Aksi halde tıkız, tıkanık, anlamı vermeyen cümleler okuru kaçırır, kitabı kapattırır. Çeviride ruhsuzluk, bir çevirmen eksiğidir. Çevirmen uygun bir dil kuramayacağı bir yazara talip olmamalıdır. Kötü çeviriler okur tarafından terk edilmeli ve bu eylem yayınevine iletmelidir. İyi çeviriye giden yol okurun tepkisinden geçer. Yayınevleri de, çevirileri nitelik ve nicelik olarak ikincil yapıtlar kategorisine koymamalıdır. Yayınevlerinin, çevirmenin emeğini doğru değerlendirerek, çevirmen masasına bir fabrika değil de de sanatçı atölyesi değerinde bir ön kabulle yaklaşması gerekir.

İSTEM ERDENER (HEP KİTAP)
CÜMLELER EDEBİYAT İLGİSİYLE KURULUYOR

Çeviride sezgiler formüllere kavuşmuş oluyor, çeviri süreci oldukça teknik bir hal alıyor. Bu denkleme zaman meselesi dahil oluyor ama yine de o arka plandaki edebiyat ilgisiyle kuruluyor cümleler.

AZADE ASLAN (GÜNIŞIĞI KİTAPLIĞI)
İYİ ÇEVİRİ KENDİSİNİ FARK ETTİRMEZ

Çevirmen işine hem bir okur hem de bir yazar gibi yaklaşmalı. Kendimi her ikisinin de yerine koyup anlamaya çalışarak yapıyorum işimi. Çevirdikten sonra mutlaka bir, iki, bazen üç kez okuyorum. Basıldıktan sonra ise bir çocuk kitapları çevirmeni olarak, kızıma okurken yeniden okumuş oluyorum. İyi kitabın, insan hayatı üzerinde o kadar güçlü bir etkisi var ki… İyi bir çeviri kendisini fark ettirmez. Okur, çeviri okuduğunu değil, kitap okuduğunu düşünür.

NİLÜFER UĞUR DALAY (GÜNIŞIĞI KİTAPLIĞI VE ON8)
OKURLA KİTABIN İLİŞKİSİ ÖZEL VE ÖZGÜNDÜR

İyi çeviri, çeviri kokmayandır. Özgün diline sadık çevrilen, okunan, konuşulan dile uygun, dilbilgisi ve çevrilen dilin en çağdaş biçimine dönüştürülmüş halidir metnin. Yazarın özgünlüğüne özen gösterirken çevirmenin dil seçimlerini, özgünlüğünü yansıtmalıdır. Kitap; yazar, yayınevi, çevirmen ve okurun ayrı ayrı katılım gösterdiği bir etkinliktir. Kitabın okurken tamamlanamaması, içeriğine, yazarın diline, çevirmenin dil seçimlerine göre değişebildiği gibi okurun öznel durumuna göre de değişebilir. Okurla kitabın ilişkisi çok özel ve özgündür. Bunun sorumluluğunu çevirmene yüklemek doğru olmaz. Gündemimiz ise ülkede kitabın az okunmasıyla çevirilerin azalması, yayınevlerinin çevirmenlere karşı özellikle de telif hakları konusunda saygısızlıkları, korsan satışları, Fikri Haklar Kanunu’ndaki yetersizlikler, telif konusunun içeriğinden habersiz hukukçular…

ARİ ÇOKANA (İŞ BANKASI KÜLTÜR YAYINLARI)
ARTIK DİLİN AKICILIĞINA DA BAKILIYOR

Son beş yıldır ağırlıklı olarak Yunan klasiklerini çeviriyorum. Klasiklerin kendileri eskimediği halde çevirilerinin eskidiğini gördüm. Geçen yıllar, dünyaya bakış açımızı, kullandığımız dili ve algılama kapasitemizi değiştirir. Bir heykele farklı açılardan ve farklı ışıklandırma altında bakmak onun farklı ayrıntılarını görmemizi sağladığı gibi farklı çeviriler de bir eserin farklı ayrıntılarını algılamamızı sağlar. Kitapla okurun arasındaki halka olan çevirmen de bir bakıma bu farklı açıları, bu farklı ışıklandırmayı temsil eder. Bu yüzden daha önce başkaları tarafından çevrilen bazı kitapları da tekrar çevirdiğim oluyor. Sophokles’in tragedyalarının ardından bu yıl Euripides’in tragedyalarına başladım. Monotonluğu kırmak için de araya daha önce Türkçeye çevrilmemiş Argonautika efsanesini sıkıştıracağım. Başka bir hedefim ise Platon’un bütün eserlerini çevirmek. Artık bir kitap değerlendirilirken içeriğine olduğu kadar dilinin akıcılığına da bakılıyor.

SÜLEYMAN DOĞRU (CAN YAYINLARI
NE YAZARA İHANET EDECEK NE DE OKURU YANILTACAK

İyi bir çevirinin temel koşulu her şeyden ama her şeyden önce iyi bir okur olmak. Her kitabın çeviri sürecinin kendine göre bir hikayesi var. Çevirmenin bir kitaptaki önemi çevrilen yazarın çevrildiği dilde sevilip sevilmemesine kadar varabilir. Öyle bir akıcılıkta çevirirsiniz ki metin hiç çeviri kokmaz ve sanki doğrudan o dilde yazılmış izlenimi uyandırır. Yazdıkları dilde çok zor okunan kimi yazarların, çevirmenin mahareti ve onu özümsemiş olması sayesinde çevrildiği dilde daha akıcı bir üsluba kavuştukları dahi görülmüştür. Ancak burada çok hassas sınırlar vardır. Mesela ekleme ya da çıkarma, tek bir sözcük dahi söz konusu olsa, asla mazur görülemez. Ama çevirinin içinde o dile uyarlama diye bir gerçek vardır. Mesela bir deyim başka bir dilde olmadığı için uzun uzun açıklanmış bir konuyu siz tek bir deyim ya da bir atasözüyle daha kestirmeden anlatabilirsiniz. Yani çevirmen yazarla okur arasında bir köprüdür ve bu işlevinin bilincinde olmalıdır. İki yakayı birleştirirken ne yazara ihanet edecek ne de okuru yanıltacaktır. Okurun çeviri kalitesi için alabileceği referans yayınevinin ve çevirmenin ismidir. İyi bir yayınevinde kötü bir çeviriyi yayınlatamazsınız; aynı şekilde iyi bir çevirmen de altına imzasını koyduğu bir işe onuru gibi bakar ve asla kasten yanlış yapmaz.

MÜGE ATALAY BAYYURT (TİMAŞ)
KİTAP KADAR YAZARI DA ARAŞTIRIRIM

Bir kitabın okuruyken anlamakta zorlandığınız ya da keyif almadığınız bölümü üstünkörü okuyup geçebilirsiniz; çevirirken ben bu lükse sahip değilim. Her şeyi anlamaya çalışmak ve sıkılsam da iyi çevirmek zorundayım. Yeni bir kitabın çevirisine başlarken gerginim ama bu his sonrasında geçiyor. Bir kitabı çevirmeye başlamadan önce kitap kadar yazarını da araştırırım.

EREN CENDEY (EVEREST YAYINLARI)
BİR KİTAPLA ADIM DUYULDU

Susanna Tamaro’nun Yüreğinin Götürdüğü Yere Git kitabı benim çeviri yolumda son derece belirleyici bir yere sahiptir. Üzerinden 20 yılı aşkın bir süre geçtikten sonra bile yeni kuşak okurlar için yeni baskılar yapılıyor ve hâlâ çevremde veya sosyal medyada kitabı yeni okuyan kuşağın heyecanına tanık olmak beni çok sevindiriyor. Deyimlere, reklamlara, şarkılara ve gündelik dile yerleşmiş bir kalıp halini alan kitabın adı, yayın piyasasında benim adımın da duyulmasına önayak olmuştur. Çevirdiğim çok sayıdaki kitaptan sonra bile mesleğim sorulduğunda tepki göstermeyen kişilerin yüzünde, bu kitabın adını duyduklarında beliren gülümseme sorunuzun yanıtıdır sanırım.

BEGÜM KOVULMAZ (BEYAZ BAYKUŞ)
OKURUN TİTİZLİĞİ KALİTEYİ ETKİLEYECEKTİR

Çevirmen her sözcüğü, cümleyi, paragrafı bazen birkaç farklı açıdan düşünerek ilerlemek zorunda ve dikkatini metinden ayırma lüksü yok. Çeviri süreci iyi geçtiyse çevirmen ilk etapta mutlaka rahatlıyordur ama varsa takıldığı yerleri düşünüp kaygılanıyordur da. Çeviri bitince önce karşılaştırmalı okuma, sonra düz okuma yaparak en az iki defa daha elden geçirmeye çalışıyorum, mümkün olduğunda. İyi çeviri konusunda da okurunun titiz davranması çeviri kalitesini etkileyecektir. Çeviri konusunda özenli davranmaları olumlu bir gelişmedir.

BERİL TÜCCARBAŞIOĞLU UĞUR (ARTEMİS YAYINLARI)
ÖZGÜRLÜK TANIMINI ÇEVİRMEN KENDİSİ YAPAR

Çevirmen haindir diye eski bir deyiş vardır. Anlamı bir çevirinin, ne kadar özenli yapılırsa yapılsın ve ne kadar iyi olursa olsun, asla özgün eser gibi olamayacağıdır. Bir dilden ötekine geçişlerde bazı kayıplar yaşanması kaçınılmazdır. Örneğin, yazarın yazı stilinin hedef dile nasıl ve ne dereceye kadar aktarılabileceği bir soru işaretidir ki bu bakımdan şiir çevirisi zordur. Her çevirmen çevirideki özgürlük tanımını kendisi yapar. Temel dilbilgisi ögelerini doğru kullanmak da iyi bir çevirinin sırrıdır. Gerekli yerlere serpiştirilecek bağlaçlar akıcılık açısından önemlidir.

ESMA FETHİYE GÜÇLÜ (TİMAŞ)
HER DETAYI GÖRMELİ, KAHRAMANLARI TANIMALI

Çevirmen hikâyedeki her detayı görmek, hikâyenin kahramanlarını tanımak, onların nasıl hissettiklerini anlamak, mekânların nasıl koktuğunu ve nesnelerin nasıl bir dokusu olduğunu bilmeli. Okuru hiçbir zaman göz ardı edemeyeceği için bir yandan da kendini onun yerine koyarak hikâyeyi onun gözlerinden görmeye de çalışır çevirmen.

ASLI PERKER (BEYAZ BAYKUŞ GENEL YAYIN YÖNETMENİ)
SORUN TÜRKÇEYE HAKİM OLAMAMAK

11 yaşımdayken, Anadolu Lisesi Hazırlık sınıfındayken abimin evde unuttuğu ODTÜ İngilizce Hazırlık kitabını buldum. Hiç unutmam o günü, okul servisine bindim, kitabı açtım ve içine bakmaya başladım. Adam’s Diary diye bir hikaye çıktı karşıma. Anladığım kadarıyla okuyordum, ölüyordum gülmekten. Bütün servis dönüp dönüp bana bakıyor tabii. Ben de diyorum ki bu hikayeyi muhakkak okumalısınız. Meğer o bir Mark Twain hikayesiymiş. Bir edebiyat eserini kendi dilinde okumanın ne büyük bir zevk olduğunu ilk kez o gün anladım ve İngilizce ile ilişkim de böylelikle gelişti. Sonrasında buna Fransızca da eklendi, ama o, o kadar kuvvetli değildir. Bugün bir okur, yazar ve yayıncı olarak bakıyorum maalesef halen çeviri konusunda çok zayıfız. Çok iyi çevirmenler var, yok değil ama her kitaba yetişecek rakamda asla değil. Bunun ana sebebi ise galiba bildikleri yabancı dile hakim olmamaları değil, esas kendi ana dillerine yani Türkçeye hakim olmamaları.

ÖNER CİRAVOĞLU (REMZİ KİTABEVİ YAYIN KOORDİNATÖRÜ
DENEYİMLİ KİŞİLERİ BULMAYA ÇALIŞIYORUZ

Çevirmen, okurun bilmediği bir dilde yazan bir yazarın duygularını, düşüncelerini aktarmak gibi oldukça zor bir görevi üstleniyor. Bu yüzden çevirmen belirlerken, kitabın konusu ya da yazarı hakkında çeviri deneyimi olan kişileri bulmaya çalışıyoruz. Kitap çevirilerinde eksiltmeler, metnin akışını ve bütünlüğü bozduğu için her zaman bir sorun. Ama cümleleri herhangi bir uyarlama yapmadan olduğu gibi çevirmek de sorun. Özgün dil ve çevrilen dil arasında yapısal farklılıklar var ve yazarın anlattıklarının okura doğru aktarılması için yer yer uyarlama yapılması da gerekir. Bir de kısaltma sorunu var. Bunu bazen yazarlar yapıyor. Ama çevirmenlerin de bir örgütü var artık. Bu çok olumlu bir gelişme.

Kaynak Site: SabahKitap

Sosyal medyada paylaşın

Related Articles

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked (required)