Aristotales yılı biterken…

2016 yılı, UNESCO tarafından, 2400’ncü doğum yılı nedeniyle Aristoteles yılı kabul edilmişti. Bu bağlamda, farklı yayınevleri tarafından basılan Aristoteles’in kitaplarına değinmemiz gerekir.

Yücel Kayıran

Diogenes Laertios’un ‘Ünlü Filozofların Yaşamları ve Öğretileri’ (Çev. Candan Şentuna) adlı yapıtındaki anlatımına göre Aristoteles’e, felsefenin ne yararını gördüğü sorulduğunda filozof, “Kimilerinin yasa korkusuyla yaptığı şeyleri bana buyrulmadan, kendiliğimden yapmayı öğrendim” diye yanıtlamış.
Kuşkusuz yasa kavramından ne anladığımıza göre farklı yorumlara kapı aralayabilir bu söz. Önemli olan Aristoteles’in yasa kavramını hangi anlamda kullanmış olduğudur. Dahası yasa kavramının, antik dünyadaki anlamı ile bugünkü dünyadaki anlamı birbirinden oldukça farklı durumdadır. Yasa kavramından anlaşılan bir sınıfın, bir zümrenin çıkarlarını yönelik bir sınırlandırma ise, Aristoteles’in sözünden felsefenin, iktidara, devlete boyun eğmeye uygun vatandaşlar yetiştirilmesini sağladığı biçiminde bir yorum çıkarılabilir.

İçerik sınırları, yeni durumlara göre sürekli değiştirilen bir kanun, neliği bakımından bir yasa değildir aslında. Yasanın ne olduğunu anlamak için, doğa bilimlerindeki yasa kavramına ve burada da antik dünyada yasa kavramından ne anlaşıldığına (söz gelimi R.G. Collingwood’un ‘Doğa Tasarımı’na) bakmak gerekir. Bu bağlamda yasa değişmez ilişkileri, değişmez olanı, kişilere göre değiştirilmemesi gerekir olanı dile getirir. Dolayısıyla yasaya uygun bir yaşam, aynı zamanda doğaya uygun bir yaşam da olmuş olur. Yasanın işaret ettiği değişmez olanı felsefe yoluyla kavradığım için, değişmez olanın gereğini bana buyrulmadan, kendiliğimden yaparım. Dolayısıyla Aristoteles’in göre felsefe, işte bu doğayı anlamamızı sağlar. “Kimilerinin yasa korkusuyla yaptığı şeyleri bana buyrulmadan, kendiliğimden yapmayı öğrendim” ifadesinin anlamı budur. Sanırım özellikle ‘kendiliğinden öğrenme’ konusunda bugün Aristoteles’in yaklaşımına ihtiyacımız var.

2016 yılı, UNESCO tarafından, 2400’ncü doğum yılı nedeniyle Aristoteles yılı kabul edilmişti. Bu vesileyle Türkiye’de de çeşitli yayın etkinlikleri yapıldı. Sözgelimi Varlık dergisi ekim sayısında Aristoteles’le ilgili özel bir bölüm yayınladı. Özne Dergisi, daha önce yayınladığı Aristoteles sayısını farklı bir biçimde yeni baskısını yaptı. Bu bağlamda, farklı yayınevleri tarafından basılan Aristoteles’in kitaplarına da değinmemiz gerekir.

Bunlardan ilki Pinhan Yayınları’ndan çıkan ‘Magna Moralia’ydı. Dizinin başyapıtı ‘Nikomakhos’a Etik’ olmasına rağmen, ‘Magna Moralia’ (Büyük Etik), ‘Eudemos Etik’le birlikte, Aristoteles’in etiğe ilişkin yazmış olduğu üç yapıtından biridir. Gerek Aristoteles bakımından gerekse antikçağ felsefesi bakımından sürpriz olan ise Theophrastos’un, hocası Aristoteles’in Metafizik’inin onuncu kitabına ilişkin yazmış olduğu eleştirel yapıtı ‘İlkelere Dair’in çevrilmiş olmasıydı. Her iki kitap da Gurur Sev tarafından tercüme edildi.
İkinci çeviri ise Aristoteles’in, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’ndan çıkan ‘Poetika –Şiir Sanatı Üstüne’ adlı kitabıydı. Poetika’nın daha önce yapılmış üç çevirisi bulunuyor. Almanca’dan yapılan ilk çeviri İsmail Tunalı’ya aitti; Fransızca’dan yapılan ikinci çeviri ise Samih Rifat’a ait. ‘Poetika’ eski Yunancadan Türkçeye, ilk defa Nazile Kalaycı tarafından tercüme edildi. Bu yeni çeviri de eski Yunancadan Ari Çokona ile Ömer Aygün tarafından tercüme edilmiş. Bu yeni çeviride Ömer Aygün tarafından kaleme alınan bir ‘açıklamalar’ bölümü de yer almakta.
Üzerinde durulması gereken üçüncü Aristoteles çevirisi ise Kabalcı Yayıncılık tarafından basılan, ‘Aritoteles Özelinde Antik Dönemde Ekonumi’ alt başlıklı Oikonomika’dır. Bu kitap, alt başlığından anlaşıldığı gibi sadece Aristoteles’in ‘Oikonomika’sını içeren bir kitap değil, aynı zamanda antik dönemdeki ekonomi kavramı üzerinde bir değerlendirmeyi de içeren bir kitap. Çeviri ve değerlendirme Burak Takmer’e ait.

Kaynak Site: RadikalKitap

Leave A Response