İbrahim Kalın’ın tiz çığlığı: “Ümüğünü sıkarım Müslüman!”

Ahmet Tezcan

Ahmet Tezcan

Temmuz 15 gecesi darbelenen ruhuma İbrahim Kalın’ın Ben, Öteki ve Ötesi kitabı ilaç oldu. Size kitaptan alıntılar yapacak değilim. Bir çok gazete, dergi ve internet sitesinde kitap hakkında makaleler, notlar ve yazarı ile söyleşiler yayınlandı ve bol bol alıntılar yapıldı

Kalın; bir önceki kitabı Akıl ve Erdem’i imzalı olarak göndermek inceliği göstermişti ve benim yazarını tanıdığım kitapları satın almak gibi bir adetim yoktu. Fakat farkına vardım ki, satın almadığım kitapları okurken, satın aldığım kitaplar kadar zevk alamıyorum. Emeğin âhı olsa gerek bu.

Ben, Öteki ve Ötesi’nin kapak fotoğrafını İbrahim Kalın whatsapptan gönderince hemen Eskişehir’deki Porsuk kenarında bir kitapçıya gittim. İlk emekli maaşımı da yeni almıştım, yaklaşık 40 yıllık emeğin imbiğinden süzülmüş mangır ile yapacağım ilk alışveriş İbrahim Kalın’ın kitabı olsun istedim. Kitabı aldım, elimle tarttım ve whatsapptan bir mesaj attım:

“Keşke soyadın ince olsaydı!”

Hacmi soyismiyle müsemmâ bir kitap çünkü. Cumhurbaşkanlığı Sözcülüğü gibi hareketli ve ağır bir görevi yürüten İbrahim Kalın bu kitabı hangi ara yazdı bilmiyorum ama 15 Temmuz’a kadar okumak için bir ara bulamadığım bu kitap, o ihanet darbesiyle yaralanan ruhuma gerçekten merhem oldu.

Kitabın alt başlığı Batı-İslam İlişkileri Tarihine Giriş. İnsan Yayınları yayımlamış. Okuyan herkesin ortak kanaati o ki, bu konuda yapılmış en kapsamlı ve ayrıca bir akademisyenden beklenmeyecek kadar akıcı dille kaleme alınmış bir çalışma.

Batı’nın İslâm’a 1000 küsur yıllık neredeyse tamamen olumuz bakışını, olumluları da zikrederek örnek belge ve bilgilerle anlatıyor. Okurken dünün verileriyle bugünü tartıyor ve Türkiye’yi merkeze alan Batı’nın nasıl bir İslâm düşmanlığı ve Öteki Korkusu ile malûl olduğunu anlıyorsunuz.

Fakat kitap Batı’nın İslâm’a kem bakışını tespitten ibaret değil.

Ben, Öteki ve Ötesi; İbrahim Kalın’ın tiz bir çığlığı aslında. Batı’daki Öteki’nin kem bakışıyla şekillenen İslâmî Ben’in ötesine dair bir çığlık.

İbrahim Kalın; Batı’yı bize şikayet etmiyor, bizi de Batı’ya anlatmaya çalışmıyor, fakat bizi son derece önemli tespitlerle uyarıyor, ikaz ediyor, sarsmaya çalışıyor ve kaybettiğimiz değerler konusunda silkeliyor.

Anladığım kadarıyla bu çığlığı tek bir cümleye indirgersek zihnimizde şu ikaz ışığı yanıp sönüyor:

“Dikkat dikkat! Nefret ettiğin Batı’ya benziyorsun Müslüman!”

15 Temmuz gecesinden beri adını anmadan kalem oynatamadığım merhum şehid Erol Olçok kimi zaman kalıbından beklenmeyecek gür bir sesle “Ümüğünü sıkarım Müslüman!” diye bağırırdı.

İbrahim Kalın’ın kitabı o gür sesi hatırlattı bana.

Kadim hakikattir; kişi sevdiğine benzediği kadar nefret ettiğine de benzer. Nefreti Rab edinen kişinin, nefretinin nesnesine dönüşmesi kaçınılmazdır. Ariflerin “din ile kin bir arada olmaz” hükmü bundan olsa gerek.

İbrahim Kalın; İslam’ın bu irfani bakışı kaybetmeye başladığını ikaz ediyor ve İbn Arabi’nin kavramlaştırdığı “Kesrette Vahdet” bakışından uzaklaşmanın akıbetinde İslam Dünyası’nın “Vahdette Kesret” gayyasına düşmekte olduğunu haber veriyor.

Ki düştük galiba!

Pensilvanya’da sığıntı Kainat Müfsidi ve Kainat Müfterisi yaratığın yönlendirdiği 17/25 Aralık kargaşasında neyin ne olduğunu anlamak için deli gibi çapraz okumalar yaparken, ortama bakıp şöyle yazmıştım:

“Bir taraf kendisini Altın Nesil ilan etmiş; öbür taraf liderini Zillullahı fil arz ilan etmiş. Herkes elhamdülillah diyor. İlk estağfirullah çeken kazanacak!”

İlk estağfirullahı kimin çektiği ve kimin kazandığı malûm, işin o kısmına girmeyeceğim.

Fakat o gün bu gündür çok şey değişmediğini düşünüyorum. Öyle bir hâle bürünmüşüz ki; memlekette herkes ve her kesim pırıl pırıl, tertemiz, kusursuz ve pürüzsüz… Ah şu öteki olmasa!

Bu narsistik cinnet halinden bir an önce çıkmadıkça, sadece Türkiye değil bütün İslam coğrafyası çamur savaşı yapılan bir çukur halinde kalacak.

İbrahim Kalın; bu gidişatı haber verip çığlık çığlığa Şehid Erol Olçok gibi “Ümüğünü sıkarım Müslüman!” diye haykırıyor!

Ben ve Öteki kavgasının ötesinde bizi bir Tevbe ve Helalleşme Seferberliği’ne davet ediyor İbrahim Kalın.

Kitaptan okuduğum bu bendenizin. Kalın’ın bu çağrısını son derece önemli, ehemmiyetli, hayâti buluyorum.

Ya bu çağrıya uyacak ve bizden istenen fıtrat’a döneceğiz yahut kinimizi put edinip taşladığımız heyulâya dönüşeceğiz!

Üzgünüm Leylâ!

Related Articles

Bir Cevap Yazın